Ego Nedir ve Onu Nasıl Aşabiliriz?
Ego, insan bedeninin kimlik oluşturma ve korunma amacıyla kullandığı içinde bulunduğumuz üçüncü boyut gerçekliğine ait bir araçtır. Beşinci boyuta doğru ilerlerken, kimileri egonun tamamen yok edilmesi gerektiğini, kimileri onun dizginlenmesi gerektiğini savunur, kimileri ise onu sevmemiz gerektiğini dile getirir. Peki ego gerçekten nedir ve onunla ne yapmalıyız?
İçindekiler
Neden Bir Egomuz Var?
Egonun temel görevi, bizi korumak ve üçüncü boyutlu enkarnasyon deneyiminin “örtülü” yapısı içinde aslında kim olduğumuzu hatırlamamızı engellemektir. Ego, daha yüksek titreşimli boyutlarda var olan “Üst Benlik” yönlerimize kıyasla “Alt benlik” olarak adlandırılır. Çok boyutlu varlıklar olarak bu bedene geldiğimizde, düşük boyutlu varoluş deneyiminin bir parçası olarak kim olduğumuzu unutacağımızı zaten biliyorduk.
Ego, gerçekte kim olduğumuzun ifadesi değildir. O, sizin kendi hakkınızdaki imajınızdır; hatta başkalarının sizi gördüğü imaj bile değildir. Ego; sürekli onay bekleyen bir maske, kontrol tutkunu ve korkuyla beslenen bir mekanizmadır. Gerçek benliğinizi gizleyerek, kendinizi tamamen sevmenizi engelleyen de odur. Yükseliş ve uyanış sürecinde, neden bu alt benliğe ve onun farklı veçhelerine sahip olduğumuzu anlamak hayati önem taşır. Bu perdeyi kaldırmak, şifalanmaya ihtiyaç duyan yanlarımıza daha fazla ışık tutar. İşte bu yüzden, benliğimizin özüne ulaşmak için, maskenin katmanlarını tek tek soymak ve altında yatanı ortaya çıkarmak gerekir.

Gölge Benlik
Gölge benlik, “Yapay Kimlik” in bir parçasıdır ve onunla yüzleşmek, genellikle “ruhun karanlık gecesi” olarak adlandırılan süreçten geçmek anlamına gelir. Egonun görevlerinden biri de, ruhunuzun şifalanması gereken diğer parçalarının bu gerçeklikte öne çıkmasına izin vermektir. Çünkü “Titreşim Yasası” gereği, bu düşük titreşimli parçaları daha yüksek boyutlara taşımalıyız. Amaç, tüm düşük enerjili yönlerimizi iyileştirerek daha yüksek titreşimli bir varoluşta bütünlüğe ulaşmaktır.
Gölge benlikle yüzleşmek korkutucu olabilir ve çoğu insan için en büyük zorluklardan biridir. Hazır olduğunuzda, “üçüncü göz aynası meditasyonu“, kendinizin farklı çok boyutlu veçhelerini görmek için güçlü bir araçtır. Sadece onların sizin bir parçanız olduğunu kabul ederek ve kalp alanınızda şifalanıp bütünleşmelerine niyet ederek, gölgede kalan parçalarınıza ışık tutabilir ve yepyeni bir varoluş haline ulaşabilirsiniz.
Bilinçaltı zihnimiz Kaynak ile bağlantı halindedir; ancak gündelik zihnimiz (ego) bazen bunun tam tersini hisseder. Örneğin, hayati bir hastalığı olan birinin egosu ölüm korkusu yaşarken, bilinçaltı veya yüksek benlik, ruhunuz olan o enerjinin gerçek anlamda bir ölümü olmadığını bilir.
Gerçek Kimliğimize Uyanmak
Planladığımız şekilde, yaşamımızın belirli bir tetik noktasında, fiziksel bir insan deneyimi yaşayan çok boyutlu ruhlar olduğumuz gerçeğine uyanmaya başlarız. Bağlı olduğumuz daha yüksek bir veçhemiz olduğunu fark ettiğimizde, ego kimliğini kaybedeceği korkusuna kapılır. Spiritüel basamaklarda yükselişin önemli bir noktası, egoyu “ortadan kaldırmak” ve bilincinizi daha yüksek bir benlik odağına genişletmektir.
Zamanla, yüksek benliğimizle olan bağımız güçlendikçe, egonun kimliğine ve üçüncü boyut deneyimine eskisi kadar ihtiyaç duymayız. Ancak egoyu tamamen ortadan kaldırmak, şu anki fiziksel beden yaşam amacını da boşa çıkarır. Bunun yerine, yeni gerçekliği göğüsleyebilecek olgunluğa eriştikçe ego ile birlikte çalışarak; onun üzerimize çektiği perdeyi aralamasına yardımcı olabiliriz.

Ego İle Nasıl Çalışılır?
Egodan “özgürleşmek” için, onun ruhsal uyanış sürecimizin ne kadar gerekli bir bileşeni olduğunu kabul etmek önemlidir. Gerçekte olduğumuz varlıktan farklı bir kimliğe bürünmek, kendimizi tamamlamak için “daha fazlasına” ihtiyaç duyduğumuz derin bir arayışı tetikledi. Bu durum, bizi sevgiyle dolana kadar dış dünyada pek çok şeyle tatmin olmaya itti; ta ki bizi tatmin edecek tek şeyin öz-sevgi olduğunu anlayana dek.
Bu noktada egomuza, bizi dışarıda cevap aramaktan vazgeçip kırılma noktasına getirdiği için kocaman bir alkış borçluyuz. Egonun yaratılış amacını ve görevini tamamlayıp serbest kalması için “şükran” şarttır. Egonuzu görevinden azat etmek için ona yüksek sesle teşekkür edin. Üçüncü yoğunluktaki bu perdeli deneyim sırasında size sağladığı kimlik için ona minnettar olduğunuzu söyleyin. Artık kendinizin daha yüksek veçhelerini keşfetmek istediğinizi ve yüksek benliğinizin direksiyona geçmesi için onun artık kenara çekilme vaktinin geldiğini nazikçe belirtin.
Programların Farkına Varmak
Egoyu “evcilleştirmek“, toplumsal yaşamın bir parçası olarak aldığımız programlamaları tersine çevirmeyi içerir. Eğer ego düşük seviyeli bir bilgisayarsa, programlama da onun yazılımıdır. Bizi illüzyon dolu düşük titreşimli gerçeklikte tutan bu yazılımları ortadan kaldırma zamanı gelmiştir. İşte farkındalık ve niyetle tersine çevrilebilecek bazı programlar:
Alınmaktan vazgeçin:
Don Miguel Ruiz’in dediği gibi, hiçbir şeyi kişisel algılamayın. Başkalarının söyledikleri veya yaptıkları, kendi sahte benlikleri üzerinden yansıttıkları kendi gerçeklikleridir. Çoğu zaman insanlar, bilinçaltlarının düşündüğünün tam tersini söylerler. Bilinçaltımız “altın kuralı” takip eder ve biz yüksek benliğimizin gerçekliğimize girmesine izin verdikçe, başkalarını incitecek şeyler söylemekten de kaçınmaya başlarız.
Kazanma ihtiyacını bırakın:
Oyunlar ve meydan okumalar bazen gelişimimiz üzerinde olumlu etkiler yaratsa da, rekabetin olmadığı daha yüksek bir yaşam biçimine geçerken bu üçüncü boyut oyunlarını geride bırakma sürecindeyiz.
Haklı çıkma ihtiyacını bırakın:
Herkes olayları farklı gördüğü için, birinin doğrusu mutlaka bir başkasının doğrusu olmak zorunda değildir. Haklı olduğunuzu kanıtlama ihtiyacını bıraktığınızda, tartışma ihtimallerini azaltırsınız. Bu pasifleşmek veya kendi gerçeğinizi savunmayı bırakmak demek değildir. Aksine, düşük titreşimli durumlardan uzaklaşmak ve kendi gerçeğinizi yaşayarak örnek olmak, titreşiminizi yüksek tutmanın anahtarıdır. Savaşlarınızı akıllıca seçmek, tekamülün temelidir.
Üstünlük kurma ihtiyacını bırakın:
Hepimiz bireysel bir deneyim yaşayan Tek Yaratıcı’nın birer kıvılcımıyız. Kimileri aydınlanma yolunda diğerlerinden daha hızlı ilerliyor olsa da, farklı yolları seçenleri yargılamamalıyız; çünkü tüm yollar sonunda birleşir. Yüksek boyutlarda bireyselliğimizi koruruz ama hepimizin bütünü oluşturan o sevgi denizinde yüzdüğümüzü biliriz. Üstünlük kurma arzusu genellikle bilgi veya tecrübe sahibi olmakla karıştırılır ve tarihteki uygarlıkların çöküşüne neden olan temel kalıplardan biridir.
Daha fazlasına sahip olma ihtiyacını bırakın:
Ego odaklı materyalizm insanlığın çöküşüdür ve bizi ekonomik sisteme borçlu köleler olarak tutmak isteyenler tarafından beslenir. Bu eşyaların içinizdeki o “kara deliği” doldurmadığını fark ettiğinizde, onlara olan ihtiyacınız da sönmeye başlar. Konfor için gerekli olan eşyalara sahip olurken, onlara olan saplantıyı veya duygusal bağı koparmak yüksek bir yoldur. Hayatınızdaki gereksiz kalabalığı temizleyerek, içinizde genişlemek için yer açarsınız.
Kendinizi başarılarınızla tanımlamayı bırakın:
Pek çok insan, iş ünvanı veya aile statüsü gibi etiketler olmadan gerçekte kim olduklarını bulmak için içlerine bakmaktan korkar. Bu durum emeklilikte veya çocuklar evden ayrıldığında bir yaşam krizine yol açar. Unutmayalım ki hiçbir diploma, iş ünvanı veya sosyal statü aracı “yükseliş” sürecinde bize hizmet etmeyecektir.
İtibarınızı koruma kaygısını bırakın:
Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü sizi ilgilendirmez. Bazı insanlar başkaları tarafından nasıl görüldüklerine o kadar takılırlar ki, sahte kimlikler içinde kendilerini kaybederler. Kiminle hangi kimliğe bürüneceğini hatırlamak bile bir eziyet haline gelir. Gerçek ve otantik benliğiniz olmak, kendinize sevgi göstermenin en iyi yoludur. Bazı insanlar uyanış süreçleri veya dünya dışı temasları hakkında paylaşacak çok şeye sahiptir ama egoları, itibarlarının sarsılacağı korkusuyla buna izin vermez.








