Kaçınılmaz Bir Olay Geliyor
Project Looking Glass İfşası
“Project Looking Glass” (Her şeyi Gören Göz Projesi), ABD askeri kurumları tarafından geleceği görme ve olası zaman çizgilerini analiz etme amacıyla yürütülen gizli bir projeydi. Ancak bu projenin ortaya çıkardığı sonuçlar, projeyi yürütenleri bile şaşkına çevirdi.
Bu projeyle ilgili ortaya çıkan bazı bulgular şunlardı:
(1) İnsanlığın yaptığı seçimler zaman geçtikçe geleceği daha az etkiler hâle geliyor ve hangi seçim yapılırsa yapılsın tüm olası yollar, aynı gelecek senaryosuna yöneliyordu.
(2) İdrak sahibi kişilerin, büyük bir olayın yaklaştığını fark etmeye başladığı gözlemlenmişti.
(3) Tüm olası zaman çizgileri, gelecekte aynı temel tarihsel noktaya bağlanıyordu.
(4) Küresel elitler, oyunun sonuna gelindiğini ve bu noktadan sonra hiçbir manipülasyonun sonuç vermeyeceğini fark etti.
(5) Zaman çizgilerinin, kaçınılmaz bir olaya doğru toplandığı görüldü: Kolektif Bir Bilinç Sıçraması.
Aşağıda, bir Project Looking Glass videosundan alınmış tam transkriptin Türkçeleştirilmiş, düzenlenmiş ve anlaşılır hâle getirilmiş hâlini bulacaksınız.

Project Looking Glass Transkripti
“Doğrudan içinde yeraldığım ve bilgi sahibi olduğum şeylerden biri, yıldız geçitleri ve Project Looking Glass ile ilgili olan, özellikle de 2012 problemiyle bağlantılı bazı bilgilerdi.
Bugün popüler olan genel görüş, projenin 2012’ye yaklaşılırken ortaya çıkan bir sorun nedeniyle kapatıldığı yönündedir.
Bu sorun farklı şekillerde anlatılsa da, benim bildiğim kadarıyla temel mesele zaman çizgilerinin o noktada birbirine yaklaşmasıdır. Stargate projelerini ve Looking Glass’ın nasıl çalıştığını yeterince anladığınızda, sicim teorisinin, olasılıkların tüm potansiyellerinin ve bir seçim yapmanın diğer seçeneklerin varlığını ortadan kaldırmadığını nasıl açıkladığını gördüğünüzde, konu daha anlaşılır bir hâl alır.
Bu konuya zihinsel olarak kendinizi tamamen verdiğinizde şunu fark edersiniz: 2012’nin sonunda, yaptığımız seçimlerin geleceğe etkisi giderek azalıyor ve sonunda hangi yolu seçersek seçelim bizi aynı zaman çizgisine iten kaçınılmaz bir noktaya doğru sürükleniyoruz.
Looking Glass’a erişimi olan kişiler için bu kritik bir bilgiydi; çünkü onlar bu aracı, yapacakları seçimleri test etmek ve gelecekte hangi sonuçla karşılaşacaklarını görmek için kullanıyorlardı.
En büyük hata, ‘gelecek’ senaryoları için bilgisayarlara olasılık hesapları yaptırmaktı. Bilgisayar şöyle diyordu:
‘Eğer bu yolu seçerseniz bunun gerçekleşme olasılığı yüzde 79; diğer olasılığın ise yüzde 23.’
Ama işin gerçeği şu ki, özgür irade geçerli olduğu sürece bu yüzdeler inanılmaz bir hızla değişebiliyor. Ancak zamanın belirli bir anında baktığınızda, bu yüzdeler gerçekçi görünüyordu.
Bir süre sonra zeki insanlar bir şey fark etti: Ufukta büyük bir şey vardı. O kadar büyük ki, Looking Glass’a yüklenen tüm olası gelecekler, hangi seçim veya olasılık verilirse verilsin, aynı geleceği gösteriyordu. Belirli bir noktadan sonra hiçbir karar, hiçbir ihtimal, hiçbir olasılık geleceği değiştirmiyordu.
Asıl sır buydu: Tüm olası zaman çizgileri gelecekte aynı temel tarihsel noktaya ulaşıyordu.
Bu bilgiye tam erişimi olanları panikleten şey işte buydu. Project Looking Glass hakkında her raporu görenler, bu gerçeği biliyordu.
Dünyayı yöneten elitler de aynı sonuca vardı: Oyun bitmişti. O noktadan sonra hiçbir şey manipüle edilemezdi.
Askerde olduğum dönemde—1997’den önce—bu durumla ilgili sorunlar çıkmıştı. Benim en güçlü yanlarımdan biri, problem çözme ve özellikle de olumsuz bir görevi tümüyle yeniden planlayıp düzeltme konusundaki sezgisel yeteneğimdi. Sicim teorisini ve olası gelecekleri bilen biri olarak gerçekliğin nasıl şekillendiğini hızlıca kavrayabiliyordum.
Beni çağırıp bu ‘zaman çizgilerinin daralması’ problemini çözmemi istediler. Yoğun araştırmalarım sonunda net olan tek bir şey vardı: Bilgisayar haklıydı. Zaman çizgileri kaçınılmaz bir şeye doğru daralıyordu. Kaçınılmaz bir olay vardı. Bu olay öngörülmüş, tahmin edilmiş ve hatta manipülasyon amacıyla kamuoyuna farklı biçimlerde servis edilmişti. Ama gerçekte onların kontrol edebileceği bir şey değildi.
Kontrol edebildikleri tek şey insanların tepkisiydi. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, bekledikleri tepkiyi alamıyorlardı. Tam tersine, her müdahale tersi yönde sonuçlar doğuruyordu.
Bugün bu sürece bir isim koymam gerekirse, buna ‘Uyanış Süreci’ derdim.
Bu, durdurulması mümkün olmayan bir bilinç evrimiydi. Ne karar verirsek verelim, hangi olasılık devreye sokulursa sokulsun, süreç sonunda tek bir yere varıyordu: Gerçeğin ortaya çıkmasına ve insanlığın devasa bir yalan duvarının ardındaki bilgiyi nihayet görmesine.
Project Looking Glass’ın kapatılmasının nedeni yalnızca aynı sonucu tekrar tekrar göstermesi değildi; aynı zamanda bu bilginin hiç kimse tarafından öğrenilmesini istemiyorlardı. Çünkü bu bilginin yayılması, onlar için bu kaçınılmaz sonu durduramayacaklarını kabullenmek anlamına geliyordu.
Başlangıçta bunun dünyanın sonu olduğunu düşünmüştüm. Şimdi görüyorum ki onların asıl korkusu, kendi dünyalarının sonunun gelmesiydi.
Tüm bunların üzerine şunu eklemek isterim:
Gerçek olarak inandığımız şey, sonunda gerçeğe dönüşür.
Bize yakında büyük bir felaket olacağına dair bir inanç aşılarlarsa, bu felaketi kolektif bilinçle yaratmamız mümkündür. Ama biz bu korkuyu satın almaz, bu illüzyonu reddeder ve doğal şekilde ilerlemeye izin verirsek, zaman çizgileri kendi kendine en sağlıklı şekline oturur.
Ben bunu bir son olarak değil, bir başlangıç olarak görüyorum. Mevcut gerçekliğin sonu; ama bizim henüz anlayamayacağımız kadar büyük bir yeni gerçekliğin başlangıcı.
O noktaya kaçınılmaz olarak geldiğimizde; tüm bilgi açığa çıktığında, artık gerçeği yalandan ayırmak zor olmayacak.
Şu anda yaşadığımız şey, iki büyük satranç ustasının karşılıklı oynadığı bir oyun gibidir. Oyunculardan biri tabloya bakar ve yedi hamle sonra şah-mat olacağını görür. Karşısındaki de bunu anlar. Artık soon kaçınılmazdır. Kaybedenin yapabileceği tek şey oyunu mümkün olduğunca uzatmaktır. Her iki oyuncu da oyunun bittiğini bilir. Bu sadece zaman meselesidir.
Eğer insanlık oyunun kurallarını gerçekten anlayabilirse şunu da fark edecek: Oyun bitti. Kötülük kaybetti. İyiler çoktan kazandı. Evet, oynanması gereken birkaç hamle daha var; ancak artık bu hamleleri kazanan taraf belirliyor.
Kazananın hata yapma ihtimali neredeyse sıfır; çünkü tüm bilgiler, tüm kaynaklar, tüm veriler aynı şeyi gösteriyor: Oyunu kazanan taraf ne yapması gerektiğini biliyor.
”İzleyiciler genelde oyunun bitmiş olduğunu geç fark ederler; çünkü tahtayı iki usta kadar yakından göremezler.”

Ek Not
Project Looking Glass’ın gördüğü şey, bizim de uzun süredir hissettiğimiz şeydir: Evet devasa bir olay yaklaşıyor.
Yıllardır Pluto’nun Oğlak burcundaki döngüsüyle birlikte toplumun büyük bir dönüşüme hazırlandığını biliyoruz. Bu döngü inanılmaz güçlü bir hakikatin titreşimini taşıyor; karanlık ajandaların her neyi gizlemeye çalışırsa çalışsın neredeyse anında açığa çıkmasının sebebi bu.
İnsanlığın çıkarına olmayan her şey artık kendi kendini ifşa ediyor.
Pluto’nun Oğlak’taki döngüsünün sonu, insanlığı Altın Çağ’a taşıyan dönüm noktası olabilir.
Kanıt mı arıyorsunuz? Mandela Etkileri’ne bakmanız yeterlidir — tüm zaman çizgilerinin nasıl birleştiğinin en açık göstergelerinden biridir.
Bugün yaşanan kaçınılmaz olayın sonucu, artık küresel elitlerin kontrol edebileceği bir şey değildir. Bilincin evrimi bir kez tetiklendiğinde, yönünü hiçbir güç geri çeviremez.
Bu muhteşem yolculuğun tadını çıkarın dostlar.
Birçoğu henüz farkında olmasa da, biz zaten kazandık.
Kaynak:
in5d.com










