Dünya tarihi boyunca gezegenimiz, galaktik tarih sahnesinde pek çok oyuna ev sahipliği yaptı. İnsan benzeri (humanoid) ve insan benzeri olmayan birçok dünya dışı uygarlık, insanlardan çok önce Dünya yüzeyinde var oldular; insanlıkla birlikte bu gezegenin tarihini yazdılar.
Bu nedenle insanlığın ya da Dünya’nın tarihini gerçekten anlamak istiyorsanız, burada rol oynayan bu dünya dışı uygarlıkların etkisini hesaba katmadan tam bir anlayışa ulaşamazsınız. Örneğin Homo sapiens’in tamamen doğal bir evrimin ürünü olmadığı, aksine Dünya primatlarının ve humanoid uzaylıların genlerinin karışımından ortaya çıkan melez bir tür olduğu iddiası bu çerçevede ele alınır. (Bu, Darwin’in teorisinin tamamen yanlış olduğu anlamına gelmez; evrim vardır; fakat Homo sapiens çok hızlı, çok belirgin farklılıklarla ortaya çıkmış görünür — ve bunun arkasında dış müdahale ihtimali olduğu öne sürülür. Bilim insanlarının “kayıp halka”yı bulamamalarının nedenlerinden biri de budur, diyor bu görüş.)
Dünya’nın galaktik tarihi, daha geniş olan humanoid galaktik tarihinin sadece bir aşaması, bir parçasıdır. Humanoid uygarlıkların beşiğinin Lyra takımyıldızında olduğu ileri sürülür; oradan çeşitli humanoid türler galaksimize yayıldı. Homo sapiens’ten çok daha önce, Lyra, Vega, Sirius, Orion ve Pleiades (Yedi Kızkardeşler) kökenli humanoid ırklar Dünya’yı ziyaret etti ve burada koloniler kurdular. Başlangıçta sadece küçük gruplar yerleşti; daha sonra “Sirian Grubu” (Sirius, Orion ve Pleiades merkezli bir grup) çok daha büyük sayılarda geldi.
Zaman içinde Sirian Grubu üyeleri gezegeni kolonyal olarak geliştirmek için ‘işçilere’ ihtiyaç duymaya başladı. Genetik müdahaleler yoluyla kendi DNA’larını Dünya primatlarının ve insan öncüllerinin (Neandertaller gibi) DNA’sı ile karıştırarak insanı yarattılar. O andan itibaren Dünya, esas olarak iki grup arasındaki sürekli çekişmelerin sahnesi oldu: bir taraf Siriuslar (bazı Vegalılar, bazı isyancı Pleiadeliler ve bazı Orion grupları ile birlikte), diğer taraf Pleiadeliler ve Lyralılar (bazı Orion grupları da onlarla birlikte). Bu mücadelelerin odağı çoğunlukla insan ırkıydı ve birçok kez insanların tarihine doğrudan müdahaleye dönüştü.
Bu müdahalelerle ilgili hikâyeler hemen hemen tüm antik mitolojilerde yer alır: “Tanrılar”ın insan işlerine karıştığı ve bu müdahaleler yüzünden birbirleriyle kavga ettikleri anlatılır. Bu mitolojik anlatımlarda sıkça geçen “yılan-ırklar” genellikle Siriuslar’ı işaret ederken; kuş, kartal veya kedi-benzeri varlıklar genelde Lyralılar ve Pleiadeliler ile ilişkilendirilir. (Bazen “yılan-ırklar” Draconian yani Sürüngensel bir grup olan Drakonianlara atıf yapar; bu grubun da on binlerce yıldır dünyada olduğuna dair işaretler vardır ve son zamanlarda onların da tarihe daha aktif biçimde müdahale etmeye başladığı söylenir.)
Genel kanaat, uzaylıların türümüzün evrimine iki kez müdahale ettiğidir. İlk müdahalenin yaklaşık 400.000 yıl önce gerçekleşmiş olabileceği; bunun Neandertal’in yaratılışıyla bağlantılı olduğu öne sürülür. İkinci müdahalenin ise yaklaşık 200.000 yıl önce gerçekleştiği, bunun da Homo sapiens’in ortaya çıkışına yol açtığı iddia edilir. Bu ikinci müdahale sırasında daha fazla uzaylı DNA’sı kullanıldı; aynı zamanda insan DNA iplikçikleri on iki iplikçikten iki iplikçiklere indirildi. Bunun amacı, insanların yaratıcılarını evrimsel ölçekte geçmelerini engellemekti; zira Dünya’daki evrim süreçlerinin daha hızlı işlediği düşünülüyordu. Ancak görünen şu ki, DNA’nın kendi içinde evrimleşme ve bilinçlenme eğilimi hafife alınmıştı: insan farkındalığı hızla yükseldi ve sonuçta yine de bu yaratıcıları yakalama/eskalasyon süreci başladı.
Yukarıda sayılan gruplardan başka, bu gezegende olup bitenleri izleyen daha yüksek boyutlu ve daha gelişmiş uygarlıklar da vardır. Ara sıra bunların da varlıklarını hissettirdikleri kaydedilir.
Kaynak
www.exopaedia.org









