Diane Robbins ile İç Dünya Hakkında Röportaj
Tanınmış Amerikalı telepat ve yazar Dianne Robbins, 25 yılı aşkın bir süredir, İç Dünya ve Dünya’nın elemental doğa varlıkları ile iletişim halindedir. Dianne, yaşadığı özel yer, ABD’deki California eyaletindeki Shasta Dağı için “Çok kutsal bir dağ ve anne sevgisi enerjisini taşıyor. Bu kutsal dağın içinde Telos isminde bir yeraltı şehri var. Telos, ‘ruhla iletişim’ anlamına gelir. Oyuk Dünya’nın içinde hala bozulmamış halde okyanuslar ve dağlar var. Ve merkezinde bir iç güneşi var.” diyor.
“İç Dünyadan Mesajlar” adlı kitabında Dianne, yükselmiş Üstatlardan birinin ona verdiği bilgileri paylaşıyor. “Bütün yaşam birbirine bağlıdır ve yüzeydeki insanlar artık bu bağın farkına varıyorlar. Bu çağ, ruhsal hiyerarşideki yerimizi hatırladığımız ve Kaynak ile bağlantımızı yeniden kuracağımız yedinci ve son çağ olan Altın Çağdır.”
İsa’yı herkes tanır, O, Aziz St. Germain, Başmelek Mikail gibi yükselmiş bir Üstattır. Adama’da, Telos zamanında yükselmiş bir Üstattır. Bu gezegende sadece 10.000 yılımız kaldı. Gezegenimiz bizimle veya bizsiz yükseliyor, çünkü tüm güneş sistemimiz bizi bekliyordu – Venüs, Satürn, Jüpiter – Güneş sistemimizdeki tüm gezegenlerde bulunan insanlar, o gezegenlerde yükseldiler.”
“Telos” kitabı, Oyuk Dünya – İç Dünya (Hollow Earth) insanlarının inançları ve yaşam tarzları sayesinde barış ve ölümsüzlüklerini nasıl kazandıklarını anlatıyor. “Atlantis ve Lemurya arasında termonükleer bir savaş vardı. Bu savaş sonunda her iki kıta da okyanusun sularına gömüldü. Son 12.000 yıldır dağın içinde huzur içinde yaşıyorlar ve ölümsüzlüklerini kazanmayı başardılar. Bizlerin bilincinde yeralan hastalık, yaşlanma ve ölüm düşünceleri onlarda bulunmaz. Bu yüzden yüzeyde barış olana kadar dışarı çıkamazlar. Orası adeta cennet gibidir. Asla ağaç kesmezler ve asla bir hayvanı öldürmezler. Porthologos Kütüphanesi bir portaldır. Kütüphane evrenimizin tüm kayıtlarını tutar çünkü bir kütüphanenin asıl amacı gezegenin sorunlarını çözmektir.”

Şimdi Dianne ile yapılan ilginç söyleşiye kulak verelim:
VICE: Bana Oyuk Dünya Teorisi hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz?
Dianne Robbins: Bu bir teori değil. Dünyanın içi gerçekten boş ve merkezinde yerçekimi tarafından mükemmel bir dengeyle yerinde tutulan merkezi bir güneş var. Sadece Dünya’nın değil tüm gezegenlerin içi boş ve hepsinin merkezi bir güneşi var. İç Dünya’da okyanustan çok daha fazla kara var. Gezegenler böyle yaratılır. Yaklaşık 400 mil aşağıda yerçekimi değişiyor. Bizim burada yüzeyde durduğumuz gibi, aşağıda yerçekiminin değiştiği yerde de yüzeyde duruyor olursunuz.
Anladım. Kitabınızda, aşağıda yeralan Agartha adında bir yerden bahsediyorsunuz. Agartha nasıl bir yer ve oradaki farklı yaşam formları nelerdir?
Agartha (Agarta), 100 yeraltı şehrinden oluşan bir ağdır. Onlara Agatha ağı denir. Telos da bir yeraltı şehridir ve diğer Agartha şehirleri de Telos gibidir. Telos kitabımı okursanız , Telos ağı hakkında her şeyi öğreneceksiniz. Onlar da bizim gibi fiziksel insanlar fakat barış, tecrit ve inziva içinde yaşıyorlar ve bu sayede ölümsüzlüklerini kazandılar. Çünkü sadece barış içindeyken gelişebilirsin. Bu yüzden bizler yüzeyde izole haldeyiz.
Onlarla kişisel olarak herhangi bir iletişiminiz oldu mu?
Evet. ben telepatım ve bütün bu mesajlar bana Telos’taki baş rahip Adama tarafından yazdırılıyor. Aldığım tüm mesajları kitaplarımda bulabilirsiniz. Daha sonra yine dünyanın merkezinden Mikos ile temasa geçtim. Tüm mesajları, Hollow Earth’ten Mesajlar kitabımda yer almaktadır . Yani evet, onlarla telepatik temas halindeyim.
Bu gerçekten ilginç, peki bu mesajları nasıl alıyorsunuz? Rastgele mi geliyorlar?
Onları şimdi seni duyduğum gibi kelimesi kelimesine duyuyorum. Sözleri asla değiştirmem. Sadece noktalama işaretleri ve paragraf sonları ekliyorum. Duyduğum gibi yazıyorum. Bu mesajları iletmek için randevu almak istediklerinde her zaman bana söylerler. Kitaplarımı yazarken her gün ya da gün aşırı bir saat oluyor. Ama hepsi randevularla yapılıyor, bu yüzden ne zaman hazır olduğumu biliyorlar ve hemen oradalar.
Organize görünüyorlar, cana yakınlar mı?
Tıpkı bizim gibiler, sadece çok gelişmişler. Onlar da bizim gibi insanlar, yani fizikseller ama çok bilinçliler.
Neden Dünya’nın merkezinde yaşamayı seçtiler?
Çünkü cennet gibi çok güzel bir yer. Dünyanın merkezinde, temiz hava ve saf su gibi ihtiyaç duyabilecekleri her şey var ve suyun saf bilinci var. İkilik yok. Her şey mükemmel.
Bu uygarlık Dünya’ya özgü mü yoksa gezegenimizin dışından mı geldiler?
Başka bir yıldız sisteminden geldiler. Pek çok farklı varlık var ve hepsi farklı yerlerden geldiler. Dünya yaratıldıktan sonra çoğalmaya başladılar.
Anladım. İç Dünya halkının bilimsel, zihinsel ve ruhsal olarak bizden çok daha gelişmiş olduğunu varsayıyorum. Bu doğru mu? Aramızdaki farklılıklar nelerdir?
Bizde olmayan her şeye sahipler. Bilgeliğe sahipler. Gezegende görmek istedikleri her yeri görebilirler. Tıpkı uzağı görebileceğiniz bifokal gözlük kullanmak gibi, gözleri orada ve yüzeyde herhangi bir yere uyum sağlayabiliyor. Örneğin mesajlarını bana iletirken beni de görebiliyorlar.
Sessiz ve çevre kirliliği yaratmayan yıldız gemilerinin Kuzey ve Güney Kutbu’na gelip gittiği uzay limanları var. Gezegeni istedikleri zaman terk edebilirler ve galaksideki başka yerlere uçabilirler. Her şeye sahipler. Tabi ki ücretsiz ulaşımları var ve bunun için saf ve temiz sistemleri var. Kar aracı gibi küçük – havada durabilen ve ses çıkarmayan, kirliliğe neden olmayan ve yakıt kullanmayan ulaşım araçlarına sahipler.
Onların da içme suyu var ve okyanuslarının saf bir bilinci var. Suya girdiklerinde boğulamazlar çünkü okyanusla bütünleşirler. Su altında nefes alabilirler ve elbette okyanuslarda hiçbir şeyi öldürmezler. Okyanuslardaki yaşamla ve birbirleriyle telepatik olarak iletişim kurarlar.

Bu ulaşım araçları kulağa çok hoş geliyor. Pekala, Dünya’nın kabuğunu yok edersek, bu, İç Dünya uygarlığını ve sakinlerini etkiler mi?
Kilometrelerce aşağıyı etkileler ama onlara ulaşabileceğini sanmıyorum. Aşağıda yaşayan elementler krallığını etkiler. Yüzeyin altında büyüyen ve oluşan değerli taşları, altını ve elmasları etkiler. Aynı zamanda tektonik plakaları tutan gaz çıkışlarını da etkiler. Petrol ve gaza aslında “sıvı ışık” denir ve tektonik plakaları yerinde tutan da budur. Hareket ettiklerinde, birbirlerine çarpmadan kolayca yer değiştirmeleri gerekir – bu da Depremlere neden olur. Yani yaptığımız her şey aşağıda olup bitenleri etkiliyor. Tıpkı bombalar patlatıldığında, tüm Dünya’yı, her varlığı, bitki ve elementleri etkilemesi gibi.
Bazı insanlar Hitler’in İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda olası sonuçlardan kaçmak için Dünyanın merkezine gittiğine inanıyor. Sizce bu münkün mü?
Evet. Bunu ben de duydum. Şahsen böyle bir bilgi almadım henüz, ancak İç Dünya’yı bildiğini ve Almanların İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Güney Kutbu’na gittiklerini biliyorum. Okuduklarıma göre evet diyebilirim ama asla kişisel olarak sormadım.
Çok ilginç! Muhtemelen benim ilk sorum bu olurdu. Her neyse, Kuzey ve Güney Kutuplarını birçok kez ziyaret ettik ve sadece birkaç kişi bu girişleri gördüğünü bildirdi. Gerçekten orada olsalardı uydu fotoğraflarında görünmezler miydi?
Uydu fotoğraflarında görünüyorlar. Ancak NASA, bu uydu resimlerini bir sır olarak saklıyor. Girişler çok büyük, ancak onları kapatan güç alanları da var, bu yüzden kolayca keşfedilemezler, ama görünüyorlar. Ben göründükleri birçok uydu resim gördüm, ancak bunlar insanlardan saklanıyor. Onları Kuzey ve Güney Kutbu’nda açıkça görebilirsiniz.
Başka giriş var mı?
Gezegenin her yerinde birçok tünel ve giriş var ama hepsi kamufle edilmiş durumda. Kimsenin içeri girmesini istemiyorlar çünkü burası onların dünyası.
Eminim tüm bunların insanların çoğuna oldukça tuhaf görüneceğinin farkındasındır. Bunları ciddiye almayanlara ne söylemek istersin?
Ben kimseyi ikna etmek için burada değilim. İnsan içgörüye sahibi olmalı. Bu dünyada her şey olasılık dahilindedir. İnanmayanlara bir şey diyemem. İnsanlar yeterince bilinçli ve açıklarsa onlarla paylaşırım. Bazı insanların evrende yanlız olduğumuzu düşünmeye programlanmış inanç sistemleri vardır ve ben onlarla konuşmakla ilgilenmiyorum. Henüz bizi saran dünyanın bilincinde değiller.
Son olarak, İç Dünya insanlarının biz Dünya yüzeyindeki insanlara söylemek istedikleri şeyler var mı?
Evet, savaşları durdurun. Sadece huzura odaklanın. Gezegen için barış çağrısı yapın, çünkü ancak barış içindeyken gelişebiliriz. İç dünyadaki tüm insanlar yüksek bir boyuta geçmeye hazır. Yükselişimizi hep birlikte yapabilmemiz için yüzeydeki bizlerin barışı sağlamasını bekliyorlar. Evet bizi bekliyorlar ve bunu ancak her yerde herkesle barışarak yapabiliriz.










