Haberleri İzlememek İçin 8 Güçlü Sebep
Bir zamanlar haberlerin toplum için gerçek bir işlevi vardı. İnternet ve akıllı telefonlar hayatımıza girmeden önce, akşam haberleri dünyanın dört bir yanındaki insanların düzenli olarak kurabildiği neredeyse tek bağdı. Bugünse durum çok farklı: birbirimize her zamankinden daha bağlıyız ve haberler o eski zorunluluğunu çoktan yitirdi. Dahası, yıllar içinde haberler öyle bir mecraya dönüştü ki, artık ortak titreşimsel enerjimizi yükselten değil, sessizce düşüren bir güç haline geldi.
Hepimizin olabildiğince pozitif ve umutlu kalmaya çalışması önemlidir. Çekim Yasası, üzerine düşündüğümüz, hissettiğimiz ve harekete geçtiğimiz şeyleri hayatımıza çeker. Ne yazık ki her akşam kendimizi haber ekranına bağladığımızda, çoğumuz farkında olmadan ana akım medyanın titreşimimizi düşürmesine izin veriyoruz. Ve bu düşük titreşimler, bize öfke, kaygı ve korku üzerine kurulu gerçeklikler getiriyor.
Bunu biraz daha açmak için, haberleri izlememek için sekiz güzel sebebi bir araya getirdim.
1) Şiddet
Akşam haberlerinin önemli bir bölümü şiddet olaylarına ayrılmıştır. İsyanlar, cinayetler, savaşlar… Neredeyse her akşam manşetlerin başında yer alır. O gün yaşanmış en korkunç şeyleri izlemek ve dinlemek, kaçınılmaz olarak seni öfkeli, üzgün ya da kaygılı hissettirir — ki bunların hepsi düşük titreşimli duygulardır. Üstelik zihnimiz, tekrar tekrar maruz kaldığı bu görüntülere zamanla alışır; şiddeti “olağan” saymaya başlarız. Oysa dünya, haberlerin gösterdiğinden çok daha fazla iyilikle doludur — sadece o iyilikler manşet olmaz.
2) Maddi Kaygılar
Borsanın çakıldığını, bir konut kriziyle karşı karşıya olduğumuzu ya da işsizliğin arttığını duyduğunda, kendi bolluğun ve bereketin konusunda umutlu kalabilmek zorlaşır. Bu haberler doğru olsa bile, onlara takılıp kalmaktan hayrına hiçbir şey doğmaz. Korku içinden alınan hiçbir karar, bereket getirmez; kıtlık duygusu, ancak daha fazla kıtlığı büyütür. Zihnini rakamların paniğine değil, kendi emeğine ve olanaklarına odaklamak çok daha güçlü bir duruştur.
3) Her Köşede Bir Felaket
Haberler dramadan beslenir; bu dramalardan biri de kasırgalar, hortumlar ve tsunamiler gibi doğal afetler etrafında döner. Evet, bu olaylar gerçektir ve yaşanır — ama tam da senin başına gelmesi son derece nadirdir. Gezegenin öbür ucunda bir afet oldu diye her akşam altıda korkuya kapılmanın hiçbir anlamı yok. Bu sürekli tetikte olma hâli, bedenini de yorar; zihnin, hiç yaşamadığın felaketlerin provasını yapa yapa tükenir. Şefkatini uzaktaki acılara açık tutmakla, korkuyu içine almak apayrı şeylerdir.
4) Materyalizm ve Tüketim
Haberlerin büyük bir kısmı, farkında olmadan tüketimi körükler; en yeni cihazları, en son trendleri sürekli önümüze koyar. Ana akım medyanın diğer pek çok yönü gibi, bu materyalizm vurgusu da insanları sürüye uymaya, gücünün ötesinde harcamaya ve bir “borç zihniyetine” hapsolmaya itmiştir. Oysa mutluluk, bir sonraki alışverişte değil; sahip olduklarına şükredebilme yeteneğinde saklıdır. İhtiyaçlarınla arzularını ayırt edebildiğinde, medyanın o bitmek bilmez “daha fazla” fısıltısı üzerinde eski gücünü yitirir.
5) Yaklaşan Felaket Sesi
Spikerlerin ses tonuna dikkatle kulak verirsen, çoğu zaman aceleci ve alarm veren bir hava taşıdığını fark edersin. Bazen haberin içeriği kadar, o sesin tonu bile seni gerginleştirir. Bu tesadüf değildir: aciliyet duygusu dikkati çeker, dikkat de ekran başında tutar. Ama bilinçaltın bu tonu “tehlike” olarak kaydeder ve bedenin, ortada somut hiçbir tehdit yokken bile alarma geçer. Sakin bir zihin, ancak sakin seslerin arasında dinlenebilir.
6) Sohbet Malzemesi Haline Gelmesi
Cana yakın olmak ve sohbet başlatmak adına çoğumuz arkadaşlarımızla, iş arkadaşlarımızla ya da komşularımızla bir önceki akşam haberlerde gördüklerimizi konuşuruz. Oysa bu, titreşimimiz için gerçekten yıpratıcıdır: çünkü artık o üzücü haberi yalnızca izlemekle kalmamış, mesajı içselleştirmiş, kendi yorumumuzu eklemiş ve bu düşük titreşimli düşünceleri başkalarına da yaymaya başlamışızdır. İyi haber şu: haberleri izlemeyi bıraktığında, konuşacak çok daha güzel şeyler bulmak şaşırtıcı derecede kolaydır. Bir kitap, bir fikir, küçük bir sevinç… Zamanla o “haber muhabbetleri” hayatından kendiliğinden silinir.
7) Şekillendirilen Gündem
Haberlerin en sessiz ama en etkili yönlerinden biri, hangi konuların gündeme geleceğine ve nasıl çerçeveleneceğine bizim adımıza karar verilmesidir. Büyük haber kanalları çoğu zaman belirli çıkar odaklarının, iktidar ilişkilerinin ve ekonomik güçlerin etkisiyle şekillenir; hangi hikâyenin öne çıkacağı, hangisinin görünmez kalacağı çoğu kez bilinçli bir tercihtir. Bu, her haberin yalan olduğu anlamına gelmez — ama sana sunulanın, gerçekliğin tarafsız bir aynası değil, özenle seçilmiş bir kesiti olduğunu hatırlamak önemlidir. Kendi bakışını, tek bir kaynağın çizdiği çerçeveye teslim etmemek, zihinsel özgürlüğün ilk adımıdır.
8) Reklamlar
Reklamlar aracılığıyla ne yiyeceğinin, ne giyeceğinin, ne içeceğinin adeta programlanmasından hoşlanıyor musun? Dikkat edersen, reklamlarda neredeyse hiç içine dönük, sakin bir insan göremezsin — çünkü bu, insanları kendi içlerine bakmaktan alıkoymak isteyenler için “yanlış” bir mesaj taşır. Her reklam, bir grup arkadaşıyla kusursuz bir hayat yaşayan, ortalamanın üzerinde güzellikte ve başarılı görünen dışa dönük bir kişi gösterir. Bu görüntü bilinçaltımıza şunu fısıldar: “Olduğun hâlinle yeterli değilsin; başarılı, güzel ve sevilen biri olmak istiyorsan, işte bu ürünü almalısın.” Kulağa saçma mı geliyor? Öyle — ama pek çok insan bu oyuna kanar, yoksa o reklamlar hiç var olmazdı. Oysa sen, satın alman gereken hiçbir şeye ihtiyaç duymadan, tam da şu anki hâlinle bütünsün.
Görüyorsun ki, her akşam haberleri izlemeyi seçmek, bizi titreşimimizi düşüren pek çok şeye maruz bırakıyor. Sunulan hikâyelerin içeriği ve bunlara verdiğimiz tepkiler, düşük titreşimli düşüncelerden, duygulardan ve eylemlerden oluşan bir döngü yaratıyor. Eğer titreşimini yükseltmeye çalışıyorsan, haberleri izlemek sana bu yolda yardımcı olmayacaktır.
Son bir düşünce olarak: kimileri, haberleri izlemezse bilmesi gereken önemli şeyleri kaçıracağından endişe eder. Ama bu doğru değildir. Bilginin orman yangını gibi yayıldığı bir çağda yaşıyoruz; gerçekten bilmen gereken bir şey varsa, ona güven — o bilgi internet, sosyal medya ya da başkalarıyla sohbetlerin yoluyla mutlaka seni bulur.
O yüzden kendini bu olumsuzluk akışından çıkar. Her akşamını sana iyi hissettiren bir şeye ayır — ailenle sohbet etmeye, kitap okumaya ya da yürüyüşe çıkmaya. Gününü dünyada ters giden her şey için endişelenerek bitirmek yerine, güzel bir notayla kapatırsın.
Kaynak: ✍️
in5d.com








